Zor Zamanlarda Kendinize Sorun: Neye İhtiyacım Var?

Korona virüsü salgını nedeniyle evrensel olarak zor günler geçiriyoruz. Evde kalmak, dışarı çıkamamak, hastalık kapma endişesi, yaşam tehdidi ve var olan kısıtlamalar, zaman zaman çaresiz ve yorgun hissetmenize neden olabilir. İlk günlerde alışveriş ve stok yapma gereksinimi de aslında bir çare arayışının göstergesidir.

Kendinizi koruma isteği ile temizlik ürünlerini ve gıda maddelerini evinize almak istemiş, kar topu etkisi gibi, başkalarının telaşını görerek siz de telaşla marketlere koşmuş olabilirsiniz. Kendinizi oyalamak için bilgisayar oyunları, filmler, diziler bulmuş, daha sonrasında puzzle, bulmaca etkinlikleri ile oyalanmış olabilirsiniz. Ancak günün sonunda deneyiminiz sizi aynı soruya getirmiş olabilir “Şimdi ne yapacağım?”

Zihninizi oyalamak istemeniz, özellikle sosyal etkileşimden uzak kaldığınız bu dönemde onunla baş başa kalmaktan kaçmanız normal ancak gerçekten ihtiyacınız olan bu mu? Belki de sadece kaygılarınıza dönüp bakmak, kendinizi anlamak ve ona şefkatle bir el uzatmak gereklidir. Söz konusu sınav stresi, karantina kaygısı veya iş hayatındaki bir sorun olabilir.

Kendinize sorun “ne istiyorum?, neye ihtiyacım var? ne düşünüyorum ve ne hissediyorum?” Bu süreçte başkalarına yardımcı olmak isteyebilir, bunun için maddi ve manevi yatırımlar yapıyor olabilirsiniz. Başkalarına uzatmaya çalıştığınız eli önce kendiniz tutmazsanız diğerlerine de erişemeyeceğinizi bilmelisiniz. Yalnız hissettiğinizde, tüm dünyanın sizinle aynı derdi paylaştığını ve sıkıntınıza ortak olduğunu hatırlayabilir, yalnız olmadığınızı fark edebilirsiniz. Ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü farkına vararak başkalarının gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu anlayabilirsiniz. Kendinize uzattığınız dost elini “Seni anlıyorum, kaygını hissediyorum. Yalnız değilsin” diyerek tutabilirsiniz. Her zaman başkalarından beklediğiniz bu sözleri kendiniz kendinize söyleyebilirsiniz.

Zor zamanlarda bedeninize dönmek ve onun bir dağ gibi durduğunu, ayaklarınızın sağlamca yere bastığını, ne olursa olsun bedeninizin işlemeye devam ettiğini hatırlamalısınız. Nefes alarak şu an nefes almak için bir cihaza ihtiyaç duyan binlerce kişinin yerine de nefes aldığınızı düşünebilir, bedeninizin sağlığı için duyduğunuz endişenin “şu an için” gerçekçi olmadığını fark edebilirsiniz. Geleceğin belirsizliği sizde endişe yaratıyor olabilir. Ancak hiçbir zaman geleceği zaten bilmediğinizi anımsamalısınız. Geleceğin belirsizliği yerine “belirsizliğin bu kadar göz önünde olmasının” yani sizin algınızın endişe yarattığını görebilirsiniz. Gerçeğin zaten değişmemiş olması kaygınızın yatışmasına yardımcı olabilir.

Korkularınıza, kaygınıza, mutsuzluğunuza, sıkıntınıza da dönüp bakmalı, onlara şefkatle kucak açmalısınız. Sürekli mutlu olma çabası içinde hissediyorsanız, mutsuz olma kaygısının yarattığı yeni bir mutsuzluğun içine düşebilirsiniz. Oysa mutsuz diye etiketlenen her anın içinde küçük mutluluklar bulabilirsiniz. Balkonunuzda yetiştirdiğiniz yaseminlerin kokusu ile komşularınıza umut verebilir, söylediğiniz şarkılarla yaşama sevincini canlandırabilirsiniz. Kendinize ve başkalarına yardım etmek için büyük adımlar atmanız gerekmez.

Geleceğe dair umudunuzu kaybettiğiniz anlar olabilir. Evde kalmak sizde huzursuzluk yaratabilir. Bu durumlarda bir defter tutarak süreç sonrasında, evden çıktığınızda neler yapabileceğinizi not alabilirsiniz. Böylelikle geleceğe dair tahayyülünüz netleşir ve belirginleşir.

Zor zamanlarda hatırlayın:

Dağ gibi bir beden

Rüzgar gibi bir nefes

Gökyüzü gibi bir zihin sizinle…

Bedeniniz bir dağ gibi her şartta, karda, yağmurda, acıda, mutlulukta olduğu yerde duruyor. Rüzgar bir nefes gibi bedeninize dolup giderken her nefes yeni bir an getiriyor. Zihin aynı gökyüzünün bulutları taşıması gibi gelip geçen düşüncelere tanıklık ediyor.

Yorum Bırakabilirsiniz