Bilinçli Farkındalık ile Dünyaya Uyum Sağlamak

Farkında mısınız dünya ne kadar küçüldü. Sizleri 2004 yılı öncesini hatırlamaya davet ediyorum. Yani sosyal medyanın ilk temsilcisi dahi henüz hayatımıza girmemişken nasıl bir dünyada yaşıyorduk?

Başka bir ülkede olan haberi duymak ancak haber kanallarından ya da web sitelerinden öğreniliyordu değil mi? Şimdi her birimizin kendi haber kanalı var ve her an her şeyi öğrenme gücüne sahibiz. Bu büyüleyici gücün bir taraftan ne kadar zorlayıcı olabileceğini görüyor musunuz?

Yoğun bir bilgi akışına maruz kalıyoruz. Sabah uyanınca trend topiclerden gece hayatta neleri ıskaladık diye bakıyoruz. Arkadaşlarımızın hayatında neler olup bittiğini an be an görüyoruz. Kilometrelerce ötede bir olay olsa 1 dakika sonra haberdarız. Bir günde ne kadar şey öğrendiğinizi merakla gözlemleyin. İnanamayacaksınız! 

Tüm bunlar olup biterken kendimizi korumak ve iyi olmak da bizim sorumluluğumuzda. Hayat diyor ki her şeyi bil ama etkilenme. Avustralyadaki orman yangınları geçen sene hepimizi çok üzdü değil mi ya da kuraklık tehlikesi… Ancak üzülmeye fırsat bulabildik mi? Yapılan birkaç paylaşım haricinde kulak verdik mi deneyimimize…  İş,aile ve diğer alanlardaki tüm sorumluluklarını ertelemeden yerine getir. Kısaca uyum sağla!

Ben anlatırken bile yoruldunuz değil mi? Dünya yansa da senin samanın yanmasın der gibi. Peki kolay mı? Bu duyarsızlık mı, bastırmak mı, umursamamak mı? Hayat yarın ne getirir bilmiyoruz her an değişiyor ve dünyada süren hayat bize her an yeni bilgiler sunuyor, sunacak.

Gelin bir başka açıdan bakalım. Bir soru eşliğinde… Diyelim bir yürüyüşe çıktınız ve keyifle yürürken bir an yolunuzu kaybettiğinizi fark ettiniz. Ne yaparsınız? Önce nerede olduğunuzu anlamaya çalışırsınız değil mi? Bunu anlamanın yolu içinde bulunduğunuz alanı dikkatle ve merakla incelemektir. O zaman yaşam yolculuğunda da benzer bir deneyim hissedersek kendimizi bu karmaşadan hemen kurtulma çabasına itmek, yerine ne olup bittiğini ve nerede olduğumuzu fark etmeye davet edebilir miyiz?

Kişisel yaşamımızı doğrudan etkileyen olaylara kayıtsız kalamayız. Ancak bu dünyanın bir yerinde bir doğal afet olduğunda ve insanların canı yandığında üzülmediğimiz anlamına gelmez. Günümüzde bu durumlara sosyal medyadan iyi dilekler sunarak, geçmiş olsun diyerek yanıt veriyoruz. Peki ne hissediyoruz? Bilgi bombardımanı altında arada bir durup dünyada yaşamanın stresini fark edebilir misiniz?

Sevgi Dolu Nezaket Sunmak

Şuan bahsettiğim kendi içsel bilgi akışımızı gözlemlemek ve ona kulak vermek. Bunun için elektronik cihazlara ilişkin detoks önerisinde daha önce bulunmuştum. Podcast kaydını bulabilirsiniz. Fakat bu tek yol değil. Dünyayı değiştirmeye, herkese yardım etmeye elbette birimizin gücü yetmez. Ancak fark etmeliyiz ki başkalarının acılarını hissedebiliyorsak, kalbimiz hala şefkate açık demektir. Dünya için elimizden gelen iyiliği yapmakla yola çıkabiliriz. Mindfulness eğitimleri içinde ‘loving kindness’ yani sevgi dolu nezaket egzersizi vardır. İyi dileklerle buluştururuz sevdiklerimizi, kendimizi ve hatta tanımadığımız insanları belki tüm dünyayı bu mindfulness egzersizi ile.

İyi dilekleri paylaşmaya ve dünyaya ilişkin strese elimizden gelen hem kendimizi hem dünyayı besleyecek yanıtı vermeye gücümüz yetebiliriz.

Arzu ederseniz dileklerime ortak olabilirsiniz,

Mutlu olmanı,

Güvende olmanı,

Sağlıklı olmanı,

Huzur bulmanı dilerim…

Özge Esra Kaboğlu

Uzman Psikolog/Mindfulness Eğitmeni

YAZIYI SESLİ DİNLEYEBİLİRSİNİZ:

Yorum Bırakabilirsiniz